Verb

schleusen

savaktan geçirmek, kaçakçılığını yapmak (insan), yönlendirmek

Das Schiff wird durch den Kanal geschleust.

Gemi kanaldan savakla geçiriliyor.

Die Organisation schleust Flüchtlinge über die Grenze.

Örgüt, mültecileri sınırdan kaçak olarak geçiriyor.

Die Besucher wurden durch den Seiteneingang geschleust.

Ziyaretçiler yan girişten içeri alındı.

((et4/j-n)) ((durch+4)) bir şeyi/birini bir yerden geçirmek Ziyaretçiler müzeden geçirildi. Die Besucher wurden durch das Museum geschleust.

((et4/j-n)) ((über+4)) bir şeyi/birini bir yerden kaçak geçirmek Sınırdan insan kaçakçılığı yapıyorlar. Sie schleusen Menschen über die Grenze.

schmuggeln (kaçakçılık yapmak), leiten (yönlendirmek)

'die Schleuse' (savak, gemi havuzu) isminden türetilmiştir. Asıl anlamı bir şeyi savaktan geçirmektir.

Bir 'savak' kapısı düşünün. 'schleusen', bu kontrollü kapıdan bir şeyi geçirme eylemidir; bu bir gemi, insan veya bilgi olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.