Verb

verfangen

takılmak, dolaşmak, etkili olmak

Der Vogel hat sich im Netz verfangen.

Kuş ağa takıldı.

Sie verfing sich in Widersprüchen.

Çelişkilere düştü.

Seine Argumente verfangen nicht.

Onun argümanları etkili olmuyor.

sich ((in+3)) verfangen bir şeye takılmak/dolaşmak Kuş ağa takıldı.

((özne)) verfängt (argüman vb.) etkili olmak Onun bahanesi etkili olmuyor.

Eş anlamlılar: sich verheddern (dolaşmak), hängen bleiben (takılı kalmak); Zıt anlamlılar: sich befreien (kurtulmak), loskommen (kurtulmak)

ver- ön eki (genellikle yanlış giden bir şeyi belirtir) + fangen (yakalamak). Yani, istenmeyen bir şekilde 'yakalanmak' anlamına gelir.

'ver-' ön ekinin genellikle olumsuz bir sonuç belirttiğini düşünün. Bir şeye 'yakalanmak' (fangen) yerine, kendiniz bir tuzağa yakalanırsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.